Yoksa 1987 senesinin ceviz ağacı rengindeki mobilyalarını mı özlediniz?
Hayır, bu telefon sizin garip moda anlayışınızın derinliklerinde, Rubik Küp’ün tam yanında duruyor. Sony Ericsson’un ileri teknoloji ürünü X2 ve Android tabanlı X10’u gibi Xperia etiketini taşımasına rağmen, Pureness bambaşka bir kumaştan dokunmuş. Kendini Wi-Fi ya da GPS gibi özelliklerle karmaşık hale getirmemeyi seçmiş. Kamerası bile yok. Gerçekten biraz teknolojiye ihtiyaç duyduğunuz anlar için HSDPA bağlantısı bulunuyor, ama onun dışında gayet yalın ve sade bir telefon.
Benim onun için kullanacağım sıfat düz olurdu. Peki ekranın nesi var?
O, Pureness’in en dikkat çekici parçası olan 1,8 inç boyutundaki çizilmeyen, yarı saydam ekranı. Böyle bir ekrana sahip olmasının pratik bir nedeni yok, amaç sadece “Biz bunu da yapabiliyoruz” diye hava atmak. Sony Ericsson, Pureness’i ‘piyasa yapma’ telefonu olarak konumlandırıyor. Birlikte görülmekten hoşlanacağınız bir telefon... Bu nedenle SIM girişi, kolayca ulaşılabilir olsun diye yan tarafta bulunuyor. İş telefonunuzu ofiste bırakın, Pureness’i kapın, web tarayıcısından süper model kız arkadaşınızla şampanya yudumlayabileceğiniz en iyi yerleri araştırın.
Sanki şampanya içecek param var da...
Süper model kız arkadaş fikrine hiç karşı çıkmadınız ama! Tıpkı Vertu’nun kürk ve elmas kaplı modelleri gibi o da özel concierge hizmetiyle birlikte geliyor. Dünyanın her yerinden 7/24 arayabileceğiniz bu servis, Moskova’daki bir galanın biletini satın almak ya da Taipei’de saç kestirmek gibi tüm acaip emirlerinize amade. Hem Pureness, Vertu’nun aksine, bir şeyhin mücevher kutusunu soymuş eski model bir Nokia da değil...
Spot:
“Birlikte görülmekten hoşlanacağınız kesin”