Stuff

Almanya’nın kapanan nükleer santrallerine yakın çekim

Almanya bütün nükleer enerji santrallerini 2022’ye kadar kapatma kararı alırken, fotoğrafçı Michael Danner elini çabuk tutup bu santraller ortadan kalkmadan onları çoktan ziyaret edip fotoğrafladı bile. 2007 ve 2011 yılları arasında 17 nükleer santrali ziyaret eden Danner, ağustos ayında çalışmalarını topladığı Critical Mass adlı bir kitap çıkarıyor.

Wired’a konuşan Alman fotoğrafçı amacını şöyle anlatıyor: “Bu mekânları belgelemeyi istedim çünkü bir sürü insan için onlar sadece bir isim ya da bir tasarı.”

Bu santraller yol açtıkları onca tartışma yüzünden bir nevi mit haline gelmişlerdi. Nükleer enerjinin Almanya’da yükselişte olduğu 70’li ve 80’li yıllarda yüzbinlerce gösterici santral inşalarını engellemek için polisle çatıştı. Almanya halihazırda nükleer enerji kullanmaya devam ediyor ama buna yöneltilen itirazlar öfke dolu. Bunları duyan ve hak veren yöneticiler sonunda tesislerin kapanmasını bir takvime bağladılar.

Mekanlara ulaşmak Danner’ın tahmin ettiğinden daha kolay olmuş. Santrallerin çoğunda düzenli turlar ayarlayan tam kadro bir halkla ilişkiler ekibi var. Normal ziyaretçilerin girmesine izin verilmeyen kullanılmış nükleer yakıtın soğutulduğu ve depolandığı havuzlar gibi santrallerin en ücra noktalarına bile erişim imkânı sağlanmış. Öyle ki “kimsenin onun kadar bu yerlerin yakınına gidemeyeceğini” söylüyor.

Fotoğraflar bir nevi elde taşınan tur işlevi görüyor. Tesislerin dışından başlayıp onları genellikle inşa edildikleri yerler olan kırsal kesimlerin arka planında gösteriyorlar. İçeriye geçildiğinde ise sanatsal ve belgesel-vari bir yaklaşımla hareket edildiğini görüyoruz. Danner sıklıkla sadece iri yarı, kaba ve potansiyel bir tehdit taşıyan yapılar olarak düşünülen santrallerin insani yanını göstermek istemiş.

“Arkadaşlarıma santrallerde 20 yılı aşkın bir süredir çalışmış ve hala hayatta ve mutlu olan insanlar olduğunu söylediğimde şaşırdılar” diyen Danner, fotoğraflarıyla objektif bir tutum sergilemeye çalıştığını belirtiyor. İşlerine dair açıklama yapmaktansa onları daha yakından göstermeyi istiyor. Bu yine de onun münakaşadan kaçındığı anlamına gelmez, çünkü kitabının en başında 1970’ler ve 80’lerdeki gösterileri belgeleyen bir fotoğrafçı olan Günter Zint tarafından çekilmiş olan çok sayıda fotoğrafa yer veriyor. Kitabın sonunda devlet arşivlerinden çekip çıkardığı gösterilerin yapıldığı dönemden birçok polis fotoğrafı var. Bu fotoğraflar polis araçlarına verilen hasarı ve polisin göstericilerden geri aldığı ele geçirilen çeşitli eşyaları gösteriyor.

“Bakış açımın olabildiğince mesafeli olmasını istedim, ben yalnızca bir gözlemciyim,” diyor Danner. “Beklentim izleyicinin düşünmek ve kendi görüşünü ortaya koyabilmek için bir alana sahip olması.”

Michael Danner’ın tüm çekimlerine buradan ulaşabilirsiniz.